Mersin'deki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?
30 Mayıs 2026 Cumartesi, 13:35

CHP, bugün yalnızca bir kurultay tartışmasının ya da hukuki polemiğin içinde değildir. “Mutlak butlan” başlığı etrafında büyüyen gerilim, Kılıçdaroğlu-Özel ekseninde yaşanan tartışmalar ve parti içinde yükselen farklı sesler, aslında daha büyük bir soruyu gündeme taşımaktadır: CHP geçmişin gölgesinde mi kalacak, yoksa geleceğe yeni bir yol mu açacak?
 
Siyasetin doğasında rekabet vardır; ancak uzun süren iç mücadeleler, bir noktadan sonra fikirlerin değil tarafların konuşulduğu bir iklime dönüşür. CHP’de yaşanan tam da budur. Kamuoyunun önemli bir kesimi artık kimin haklı olduğundan çok, kimin geleceğe dair umut üretebildiğine bakmaktadır.
Kemal Kılıçdaroğlu, kuşkusuz CHP tarihinde önemli iz bırakmış bir siyasetçidir. Zor dönemlerde partiyi ayakta tutmuş, uzun yıllar muhalefetin yükünü omuzlamıştır. Ancak siyasetin terazisi yalnızca emekle değil, toplumsal karşılıkla da ölçülür. Son seçimlerin ardından oluşan atmosfer göstermektedir ki, Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği siyasal çizgi toplumun geniş kesimlerinde artık eski heyecanı ve değişim beklentisini taşımakta zorlanmaktadır. Halkın önemli bir bölümü, geriye dönüş tartışmalarından çok geleceğe bakan yeni bir dil aramaktadır.
 
Tam da bu nedenle Özgür Özel’in genel başkanlığı yalnızca bir isim değişikliği olarak okunmamalıdır. Özel’in liderliğinde CHP’nin yeniden birinci parti olması yalnızca örgütsel bir başarı değil; toplumda değişen beklentilerin ve yeni bir siyaset arayışının da yansımasıdır. Elbette seçim başarısı tek başına yeterli değildir; önemli olan bu toplumsal karşılığı kapsayıcı, güven veren ve sonuç üreten bir siyasete dönüştürebilmektir.
 
İşte bu noktada Vahap Seçer ismi dikkat çekmektedir.
Mersin’de ortaya koyduğu belediyecilik anlayışı, yalnızca teknik hizmet başarısı değildir. Farklı toplumsal kesimlerin bir arada yaşadığı bir kentte dengeyi koruyabilmek, gerilimi büyütmeden hizmet üretebilmek ve siyaset dilini sertlik yerine diyalog üzerine kurabilmek, bugünün Türkiye’sinde başlı başına bir yönetim pratiğidir. Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı sorumluluğu da Seçer’in artık yalnızca Mersin’in değil, ülke siyasetinin dikkatle izlediği isimlerden biri haline geldiğini göstermektedir.
 
CHP açısından asıl mesele tam da budur: Özgür Özel’in liderliğinde ortaya çıkan toplumsal karşılık ile Vahap Seçer’in güven veren yönetim anlayışının birleşmesi, partinin geleceğe açılan en güçlü kapısı olabilir.
 
Çünkü halkın beklediği şey yeni bir iç kavga değildir. Halk, geçmiş hesaplaşmalarının uzayan gölgeleri altında kalan bir siyaset değil; ekonomiyi, hayat pahalılığını, vergide adaleti, üretimi ve günlük hayatın sorunlarını konuşan bir anlayış görmek istemektedir. Vatandaşın gündeminde parti içi hesaplaşmalardan çok geçim derdi, yatırım ortamı, istihdam ve ekonomik güven bulunmaktadır.
CHP’nin önünde iki yol vardır: Kılıçların gölgesinde kalmak ya da o gölgeden çıkıp yeni bir hikâye kurmak. Çünkü bu tercih, yalnızca parti içi bir yön tayini değil; halka geçmişin gölgesini mi, yoksa geleceğin umudunu mu sunacağının da karar anıdır.
 
Ve tarih göstermiştir ki, kılıçların gölgesi ne kadar uzarsa uzasın; halk sonunda özgür yarınları seçer.

 

Aze Tarım
Mersin'de ikinci el eşya deposunda yangın