Mersin'deki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?
1 Mayıs 2025 Perşembe, 17:13

“1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı” Tarsus’ta da törenlerle kutlandı. Birçok sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu tertip komitesinin organizesinde gerçekleştirilen kutlamalar, her yıl olduğu gibi bu yılda Kleopatra Kapısı yanında kortej şeklinde başlayıp, Cumhuriyet Alanına kadar devam etti.
“Emek, Barış, Demokrasi, Adalet İçin Biz Kazanacağız” sloganıyla düzenlenen 1 Mayıs etkinlikleri kapsamında komite tarafından Cumhuriyet Meydanında bildiri okundu. Programa Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, Belediye Meclis üyeleri, STK temsilcileri, sendikalar, siyasi partilerin başkan ve üyeleri v e çok sayıda vatandaş katıldı. Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, programda konuşma yaparak 1 Mayıs’ın önemine değindi.
 
Cumhuriyet Alanı’nda tertip komitesi adına Eğitim-Sen Tarsus Şube Başkanı Bülent Keser ile Eğitim-İş Sendikası Tarsus Şube Başkanı Yunus Karamık, şu bildiriyi okudular:
 
“2025 yılının 1 Mayısına zorlukların, kapitalist barbarlığının saldırılarının ve direnişin arttığı bir zeminde giriyoruz. Tarihin yeni bir kırılma noktasından geçiyoruz.
İşçi sınıfı ve ezilenlerin yüzyıllardır verdiği mücadele ile yaratılan temel hak ve özgürlükler birer birer ortadan kaldırılıyor. Mülteci, kadın ve emek karşıtı politikalar, değerler hâkim kılınmak isteniyor.
Kapitalizmin aşırı kar hırsı ekolojik yıkımla sonuçlanıyor, savaş ve talan politikalarıyla doğa yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılıyor.
 
Her geçen gün daha fazla işçi, daha fazla emekçi, daha fazla genç, daha fazla kadın, iş güvencesiz, hakları ellerinden alınmış bir şekilde yaşam mücadelesi veriyor.
 
Ülkemizde de Saray rejimi kendi bekası için tüm temel hak ve özgürlükleri hiç olmadığı kadar bir kez daha askıya almış durumda. Başta Taksim yasağı olmak üzere 1 Mayıs yasakları da  göstermektedir ki, toplumun en temel hakları bugün ciddi tehdit altında.
 
İktidar bloğunun en son 19 Mart darbesinde de olduğu gibi baskıları ve şiddetin boyutları her geçen gün artmış durumda. 30 milyonu aşkın vatandaşımızın oy kullanarak seçtiği belediye başkanları, eş başkanları, seçilmişler AKP iktidarı tarafından görevden alınarak, yerine kayyum atanarak seçme ve seçilme hakkımız gasp ediliyor. Halk iradesi hiçe sayılarak seçimler anlamsız hale getirilmek, yaşamın tüm alanlarını kontrolleri altına almak istiyorlar. Yolsuzlukları, talan ve rant düzenleri devam etsin istiyorlar.
 
Bunun için siyasetçiler, gazeteciler, aydınlar, sendikacılar, avukatlar, sanatçılar, muhalif tüm kesimler hedef alınıyor. Yargı, iktidarın, Sarayın emir eri haline getiriliyor.
Bu saldırının tam da Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözümünün konuşulduğu günlerde yapılması manidardır. Biliyoruz ki, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesi, emekçilerin yaşamını da doğrudan etkilemektedir. Ancak bu konuda da iktidarın asıl derdinin rejimin bekası ve kalıcı hale getirilmesi olduğu görülmektedir.
İktidarın bir diğer derdi ise toplumsal ilişkilerin gericilik ve dini referanslar temelinde yeniden düzenlenmesidir. Laiklik karşıtı uygulamalara her gün bir yenisinin eklenmesinin yanı sıra kadına ve kadın bedenine yönelik saldırılar da aynı zihniyetin eseri olarak karşımıza çıkıyor.
 
Çalışma yaşamında da örgütlenmenin önündeki engeller her geçen gün daha da büyüyor. Türkiye'deki emekli ve emekçilerin karşı karşıya olduğu zorluklar ve sendikal hak ihlallerine askeri darbe dönemlerini aşan grev yasakları, gözaltı ve tutuklamalar ekleniyor. Buradan bir kez daha EĞİTİM SEN yöneticilerine ve BİRTEK SEN Genel Başkanına verilen hukuksuz ve keyfi cezaları şiddetle kınıyoruz
  
Her geçen gün daha fazla emekçi iş kazalarında hayatını kaybediyor. Bu ülkede işçi cinayetleri, sermayenin “kar”ı için daha fazla can alıyor. İSİG Meclisi verilerine göre 2024 yılında en az 2024 yılında en az 1897 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. ILO verilerine göre işçi cinayetlerinde hala dünyada üçüncü ülke durumundayız.
 
Savaşlar, yoksulluk ve baskılar nedeniyle yaşadıkları yerleri terk ederek ülkemize sığınmak zorunda kalan mülteciler, çoğu zaman kayıt dışı ve güvencesiz koşullarda, çok düşük ücretlerle çalıştırılıyor.
 
Emekçiler ve halklarımız geleceklerine kendileri karar vermek, siyasetin ve ekonominin aktif öznesi olmak istiyor. Anayasal haklarını, temel hak ve özgürlüklerini kullanmak istiyor.
Ülkemizde emeklilerin açlığa mahkum edildiği, emekçilerin yoksulluk kıskacında borç batağına sürüklendiğini, çözümü kredi ve borçlanmada aradığını, işsizliğin ise sermaye tarafından emekçilere karşı bir silah gibi kullanıldığını açıkça görüyoruz.
 
Emekliler ise adeta ölüme mahkûm ediliyor! Milyonlarca emekli bırakalım yoksulluğu açlık sınırının dahi altında koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Emeklerini, yıllarını vererek hak ettiğimiz insanca yaşam mücadelemiz için kuruduğumuz sendikalarımıza yapılan hukuksuz saldırıları yeneceğiz. 
Ama yok öyle enseyi karartmak. Artık korku duvarları birer birer yıkılıyor. Direniş umudu
büyütüyor, karanlık param parça ediliyor
                              
Ülkemizin dört bir tarafında sadece biz işçiler, emekçiler değil; öğrencilerden gazetecilere, kadınlardan sendikacılara kadar her kesim, bu bozuk düzene karşı savaş veriyor. Ülkemizin tüm alanlarında eşitlik, özgürlük sloganları yükseliyor. Gençlik kendi geleceğini inşa etmek istiyor.
Gençlerin eşit, özgür, bilimsel ve demokratik bir Türkiye için yükselttiği talepleri, olarak kendi mücadelemizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Barış, demokrasi ve özgürlük talebi, yalnızca emekçilerin değil, geleceğini savunan gençliğin de ortak haykırışıdır! biliyoruz ki, bu karanlık tabloyu değiştirecek olan; emeğin örgütlü gücü, halkın ortak iradesi ve gençliğin direngen umududur.
 
Birlikte ve ortak mücadelemizle!
* Emeğin sömürülmediği,
* Herkesin güvenceli, insanca çalıştığı bir işinin ve gelirinin olduğu,
* Sendikal hak ve özgürlüklerin önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı,
* Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alındığı,
* Tüm emeklilere insanca yaşamaya yetecek bir aylık verildiği,
* Haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen KHK’lilerin işine geri döndüğü,
* Kimsenin kimliğinden, inancından, cinsiyetinden dolayı haksızlığa uğramadığı,
* Kadınları aile içinde tanımlayan, bedenine ve emeğine saldıran politikaların son bulduğu,
toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırıldığı,
* İstanbul Sözleşmesinin feshinin iptal edildiği, 190 sayılı ILO sözleşmesinin imzalandığı,
* Eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hâkim olduğu,
* Halk iradesinin yok sayılmadığı,
*Çocuklarımızın okula aç gitmediği, çocuk işçi haline getirilmediği,
 
Emeğin, eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın, laikliğin hâkim olduğu bir dünya ve ülkeyi birlikte ve ortak mücadeleyi büyüterek kuracağız. Biliyoruz ki, barışın ve demokrasinin teminatı ve yaratıcısı bütün değerleri yaratan emekçiler, yani bizleriz.
Bugün, 1 Mayıs meydanlarında bir kez daha haykırıyoruz; Bilimden yana, aydınlık bir gelecek
için umut yine bizleriz! Emeğin birliği, halkların kardeşliği için, bizi bölmeyi, parçalamayı hedef alan oyunları boşa çıkaracağız. Barışın egemen olduğu, eşitlik ve özgürlük temelinde halkların ve emekçilerin bir arada yaşadığı bir ülkeyi hep birlikte inşa edeceğiz.
 
BİLİYORUZ Kİ!
Saraylar saltanatlar çöker, kan susar birgün ,zulüm biter.
Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!”

 

Aze Tarım