BEŞ YAŞINDAKİ BARIŞ’LA KONUŞMALAR
1./
Babacığım seni
rüyamda gördüm.
Ne yapıyordum, oğlum?
Resimler asıyordun her yere.
Duvarlara, dağlara, bulutlara…
Başka?
Başka, bir de kaymaklı dondurmacı olmuştun.
Kaymaklı dondurma alıyordum senden,
parasız.
2./
İlkbahardı.
Henüz rüzgârlar kesilmemişti.
Bir parkta oturmuş
annesini bekliyorduk.
Üşüdün mü oğlum?
Evet.
Çok mu?
Şu büyük ağaç kadar değil,
onun yayındaki
küçük ağaç kadar.
3./
İki gün önce
elinden tutup hayvanat bahçesine götürdüm.
Sırayla tüm hayvanları gördük.
Her biri için ayrı ayrı şeyler dedi.
Çıkarken dedi ki,
Babacığım,
kafese niye hiç insan koymamışlar?
Burada yalnızca hayvanlar olur,
diyecektim ki bereket
araya başka sözler girdi.
4./
Babacığım,
şu beyaz bulutlar nereye gidiyor?
Evlerine.
Biz de bulutlar kadar çok gezelim,
sonra evimize gidelim,
olur mu?
5./
Yorganı üstünden kaymıştı.
Uyuyor sanıyordum.
Yavaşça örtünce üstünü,
gözlerini açmadan,
ayağıyla yorganı tepti.
Örtme babacığım, dedi,
rüya görüyorum.
6./
Babacığım,
anneme bir daha
bitanem, deme.
Neden?
Çünkü beni çok üzdü bugün?
Ne yaptı sana?
Sen adamı çıldırtırsın çocuk, dedi.
7./
Babacığım.
Efendim oğlum.
Bana az bakıyorsun.
Televizyona çok bakıyorsun.
Niye?
8./
Nisan ayındayız.
Uyanır uyanmaz
gitti pencereyi açtı.
Kuşlar gitmiiiş, dedi.
Sonra döndü, dedi ki:
Mavi atım da yok.
Babacığım bize hiç
küçük köpek almıyorsun ya.
9./
Babacığım,
abim benim rüyalarıma karışıyor.
Ben yatıyorum,
o beni uyandırıyor.
10./
Yeni uyanmıştı.
Koşarak yanıma geldi.
Kolumdan tutup pencerenin önüne çekti.
Kar yağıyor,
kar yağıyor babacığım.
Pencerenin önünde
ikimiz de birbirimize bakıp durduk.
Sonra,
rüyaymış, dedi
ve yatağına döndü.
11./
Babacığım niye geç geliyorsun?
Sehpaya kâğıt paraları dökmüş
hem düzeltiyor
hem sayıyordum.
Çalışıyorum oğlum,
para kazanıyorum, dedim.
Yere on lira düştü.
Eğildi,
bir solucanı tutuyor gibi aldı,
paranın içine attı.
Niye öyle tutuyorsun oğlum, dedim.
Para pistir babacığım,
çocuklara mikrobu bulaşır, dedi.
12./
Baba.
Efendim.
Mahir’in babası Mahir’i,
her zaman omzuna alıyor.
Sen beni hayatımda
hiç omzuna almadın,
biliyor musun?
13./
Bir akşam,
erken yatarsan
seni sabah kendimle birlikte
işe götürürüm, dedim.
Hemen uyudu.
Sabah benden önce kalkmış,
yerinde duramıyordu.
Tıraş oluyordum.
Yanıma geldi.
Baba, dedi.
Efendim, dedim.
Barış olmak çok güzel bir şey,
biliyor musun, dedi.
Remzi KARABULUT
TADEKA PLASTİK SANATLAR KURULU ÜYESİ, SANATÇI
Remzi Karabulut yazı, “Beş Yaşındaki Barış’la Konuşmalar” - HABER