Mersin'deki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?
16 Nisan 2026 Perşembe, 15:59

Eğitim Sen Tarsus Şubesi tarafından Yarenlik Alanında gerçekleştirilen basın açıklaması ve ardından başlatılan oturma eylemi ile okullarda yaşanan şiddet olaylarına sert tepki gösterildi.
 
Siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının da destek verdiği eylemde basın açıklamasını Eğitim-Sen Tarsus Şube Başkanı Bülent keser okudu.
 
Keser, “Değerli Tarsus halkı, Tarsus basınının temsilcileri, velilerimiz emek ve demokrasi platformu bileşenleri, eğitim emekçileri,mücadele arkadaşlarım,
 Dün yine bu alanda Urfa Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine yapılan ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan kimsenin ölmemesi ile teselli bulduğumuz okul saldırısını protesto etmiştik.Ve bu tür olayların bir daha yaşanmamasını temenni etmiş yetkilileri acil tedbir almaya çağırmıştık.

Açıklamamız sonrası Maraş’tan gelen haberle büyük bir üzüntü yaşadık.Maraş’ta Ayser Çalık orta okuluna yapılan silahlı saldırıda ilk başta 4 kişinin öldüğü 20’den fazla öğrencinin  yaralandığı haberini büyük bir üzüntü ve öfke ile öğrendik. İlerleyen saatlerde hayatını kaybedenlerin sayısının  9’a çıktığını  6’sı  ağır toplam 13 öğrencinin yaralandığı kamuoyuyla paylaşıldı.
 Yaşanılan acı hepimizi derinden üzmüştür. Ateş düştüğü yeri yakıyor; sabah çocuklarını okula gönderen aileler,akşam morg kapılarında çocuklarının cenazelerini teslim aldılar. Yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden eğitimci ve öğrencilerimizin yakınlarına başsağlığı, yarananlara acil şifalar diliyoruz. Acılarını yüreğimizin en derinlerinde hissediyoruz.
 Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikaları hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda silahlı saldırıyla katliamın gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir.  Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir.

Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir.. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir. 

 Bugün bu şiddet toplumsal yapıdaki derin çelişkiler, kutuplaştırıcı siyaset, eşitsizlik, yoksulluk, geleceksizlik, umutsuzluk, dışlanma, kenara itilme ortamında ortaya çıkmaktadır. İşte bugün 14-16 yaşında çocuklardan failler yaratan bu sistemin kendisidir! Yitip giden canların baş sorumlusu en başta siyasi iktidar ve eğitim alanını ideolojik saldırılarla tahrip eden Sarayın Eğitim Politikaları Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığıdır.Sorumluluk sahipleri sorumluluk almalı ve istifa etmelidir.
  Buradan başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz:
Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir.
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir.
 Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır.
 Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır.
 Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır.
 Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir.
 Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır.. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz.
 Benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz” dedi.
 

Aze Tarım