Mersin'deki gündem, ekonomi, son dakika, spor ve yaşam dünyasındaki önemli gelişmelerden anında haberdar olmak ister misiniz?
9 Nisan 2024 Salı, 18:26

Tarsus Kadın Platformu, Tarsus’ta son dönemde artan ve son olarak dün hamile bir kadının daha ağabeyi tarafından öldürülmesine tepki gösterdi.
 
Yarenlik Alanında eylem yapan Tarsus Kadın Platformu adına basın açıklamasını Bilgehan Güçtimur yaptı:
 
“Gün geçmiyor ki bir kadın;kocası,oğlu,babası ve abisi tarafından katledilmesin. Yanı başımız da Tarsus da son 2 ay içerisinde 4 kadın eski kocası, oğlu ve abisi tarafından katledildi. Öfkeliyiz çünkü kadın cinayetleri çığ gibi büyüyor. İsyandayız çünkü erkekler öldürüyor ve devlet koruyor . Her bir kadın cinayetinde öfkemizi daha çok biliyoruz. Dün yine Tarsus’ta Besra Kırmızı töre cinayeti adı altında kutsal aile yalanları ile abisi tarafından katledildi.
Kadınları mülkü olarak gören erkek egemen zihniyet namus ,töre kutsal aile yalanlarıyla Kadınları katlediyor. İktidar ise bu anlayışa çanak tutuyor. Devlet cezasızlıkla kadın katillerinin sırtını sıvazlıyor.
 
 Bu ülkede iktidardan güç alan erkekler her gün kadınları öldürüyor.  2021 yılında 280 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 217 kadının ise ölümü şüpheli. 2022 yılında 334 kadın cinayeti, 218 şüpheli ölüm. 2023 yılında ise 315 kadın cinayeti, 248 şüpheli ölüm gerçekleşti. Sadece mart ayında 25 kadın cinayeti ve 21 kadının şüpheli ölümü gerçekleşmiştir.  Şüpheli ölümlerin çoğu intihar olarak kayıtlara geçiyor, bir çoğu yüksekten düşme şeklinde. Bu cinayetlerin hiç biri tesadüf değil! Bu cinayetlerin hiç biri münferit değil!
 
 Erkekler kadınları öldürüyor çünkü bu ülkede kadınları koruyan yasalar uygulanmıyor, uygulanmadığı gibi tartışmaya açılıyor. Cezasızlık, haksız tahrik indirimi, iyi hal indirimi ile erkek  yargı kararları şiddet uygulayan erkekleri cesaretlendiriyor. Kadın düşmanlığı bu ülkede iktidarın en tepesinden örgütleniyor. Bu düzen, bu iktidar adeta kadınların canına kast etmiş durumda. AKP’nin 21 yıllık iktidarının kadın düşmanı politikaları bize artan erkek şiddeti olarak dönüyor.
 
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin    “İstanbul sözleşmesi ile cinayetlerin ilgisi yok. Sözleşme varken de işleniyor, yokken de işleniyor. Yeterince cezası var” dedi. Bekir Şahin’e soruyoruz: Bu fikriniz hangi verilere dayanıyor. Devlet kadın cinayetlerinde hiç bir istatistiki veri tutmazken, kadın örgütlerinin verilerine de kulak tıkıyor.

İstanbul Sözleşmesi'ne göre Kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu Sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını sağlamak devletin görevleri arasında yer alır. Yani İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı Besra yaşıyor olacaktı Fatma Altınmakas ve bir çok kadın da yaşıyor olacaktı. İstanbul Sözleşmesi’nin amacı kadına yönelik şiddeti önlemektir. Devlete önleyici politikalar uygulama sorumluluğu yükler. Yasa değişiklikleri tartışmaları yapmayı bırakın da var olan yasaları, 6284ü uygulayın. İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar uygulamaya koyun.
 
Bu ülkede her gün kadınlar öldürülüyor. En çok da en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Kadın cinayetlerine baktığımızda failler çoğunlukla ailedeki erkekler.  Kadınlar eş, eski eş, boşanma aşamasında olduğu erkekler tarafından öldürülürken iktidar daha da aile politikalarına sarılıyor. Nafaka tartışmaya açılıyor,. 6284 hedef alınıyor. Büyük aile buluşmaları düzenleniyor. Anayasa değişikliği tartışmaları yapılıyor.  Adalet Bakanlığı tarafından Türk Medeni Kanunu çalıştayı yapıldı. Şimdi de Medeni Kanun tartışmaya açılıyor. Medeni kanuna dokunmanıza izin vermeyeceğiz. Haklarımızdan, hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kadınların hayatları pahasına yürüttüğünüz aile politikalarından vazgeçin!
Yıllardır söylüyoruz: Eşitlik olmadan adalet olmaz! Erkek şiddetini önlemek için toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmalıdır. İktidarın eşitliği reddeden politikaları erkek şiddetinin temelini oluşturuyor. Bu eşitsizlik dinci gericilikle, diyanet açıklamalarıyla meşrulaştırılıyor. İktidar şiddeti önlemek için toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacak birimler kurmak yerine bu eşitsizliği derinleştirmek üzere mekanizmalar kurmayı tercih ediyor. Her yere aile irşad büroları açıyor, buralarda şiddet gören kadınlara sabırlı olması örgütleniyor. Fetvalarıyla yıllardır kadınlari hedef alan Diyanet resmi sitesinden kadınların kocalarının isteklerine itaat etmesini ve kadınların çalışmasının eşinin iznine tabi olduğunu açıkladı. Diyanet fetvalarına da güç aldığı iktidara da itaat etmiyoruz. Töre adı altında cinayetleri meşrulaştıran zihniyeti biz  Diyanet fetvalarından tanıyoruz.
 
Tetiğe basarken eli dahi titremeyen Umut Başıbaş seni tanıyoruz. Yüzünü hafızamıza kazıyoruz diger katiller gibi. Öfkemiz büyük, isyanımız büyük!  Töreniz de batsın,namusunuz da! Katledilen kız kardeşlerimize sözümüz olsun: Mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz .
Yaşasın kadın dayanışmamız!
Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz!”

 

Aze Tarım